Halk müziğinde tavır, bir yörenin ezgilerini o yöreye ait kılan icra biçimidir. Notalar aynı yazılsa bile süslemelerin yeri, vurguların ağırlığı, seslerin uzunluk oranları ve tempo esnekliği yöreden yöreye değişir.
Tavır kuralla aktarılamaz. "Şu notada tril yapılır" biçiminde bir liste çıkarıldığında sonuç mekanik olur; çünkü tavrın büyük bölümü ölçülemeyen ayrıntılardadır — bir sesin diğerinden binde kaç saniye uzun tutulduğu gibi.
Öğrenme yolu dinlemedir. Bir ezgi, o yörenin tanınmış icracılarından tekrar tekrar dinlenir. İlk aşamada yalnız dinlenir, çalınmaz. İkinci aşamada kısa bölümler söylenir. Üçüncü aşamada çalgıya aktarılır.
Yavaşlatarak dinlemek bu süreçte işe yarar. Hızı düşürülmüş bir kayıtta, normal hızda fark edilmeyen süslemeler ve vurgular duyulur hâle gelir.
Tavır öğrenmenin bir sınırı vardır: taklit başlangıçtır, sonuç değildir. Yöre tavrını kavrayan icracı zamanla kendi söyleyişini kurar; bu, tavırdan kopmak değil onu içselleştirmektir.
Derslerimizde her yöre için ayrı dinleme dağarı verilir.